40 gündür yollardayız !
40. Gün
Evet tam 40 gün oldu yollara düşeli, zaman nasıl geçer o minicik arabada diyenlere kapak olsun. Hiç sıkılmadık, hiç pişman olmadık, gene olsa gene yaparız veee yapmaya devam ediyoruz bakalım nereye kadar. 40’ımız çıktı bugün !
Sabah gene bizim börekçiye gittik. N’olmuş artık bizim börekçi o. Bugün gözlemelerin tadına baktık, onlar da nefis. Tam not aldılar bizden. Sonra doğru Perge Antik kenti.
Gördüğümüz en düzenli, temiz, içinde dolaşması kolay antik kent. Stadyumun kazısının hala bitmemiş olması, veya bilmediğimiz bir sebeple turizme açılmamış olması yazık. Ama onun haricinde gayet başarılı ve akıllıca çalışmalar yapılmış. Mesela maddi olanakları olan insanlardan bir şekilde paralar toplanıp, plakalara isimleri yazılıp, onların desteğiyle ayağa kaldırılan sütunlara yapıştırılmış. Olmasaymış iyiymiş ama insanlar isimlerinin görünmesi karşılığı bunu yapıyorlarsa da varsın yapılsın, yeter ki ayağa kaldırılıp restore edilsin bu tarih.
Perge sadece bölgenin değil neredeyse tüm Anadolu’nun en düzenli kentlerinden birisi. Kent ayrıca heykelleriyle de çok ünlü. Perge’den çıkarılan heykeller sayesinde Antaya müzesi dünyanın en zengin Roma dönemi heykel müzelerinden biri haline gelmiş. Beni tek üzen nokta, o heykellerin yerlerine imitasyonları konsa da bu şehrin ihtişamını gözümüzde daha rahat canlandırabilsek keşke. Heykelleri gidip görüyoruz hangisi nereden bulunmuş inceleyebiliyoruz ama buraya gelince gözümüzde canlandırmak mümkün olmuyor.

Seyir Terasından Perge

Sütunlu yol ve Antik Çeşmeden gelen su kanalı
Perge Antik Kenti aynı zamanda Anadolu’nun en iyi korunmuş stadyumuna da sahip. Sütunlu cadde ve suyunu yolun sonundaki anıtsal çeşmeden alıp bütün caddeyi boydan boya geçen su kanalı, hamam yapıları, bazilika ve diğer yapılar, hepsi de gayet güzel açıklamalarla anlatılmış, gezmesi kolay ve kendinizi içinde kaybedeceğiniz güzellikte. Hele en son yukarıya çıkıp şehri tepeden seyretmek, harikaydı. Bütün Perge ve çevresi ayağınızın altında. Ama tavsiyem güneş tepenizdeyken gitmeyin, serin serin gezeceğiniz zaman ayarlayın, mesela gezip en son güneşin batışını seyir terasından seyredin.
Perge dönüşü hep turistik yerleri gördük bir de bakalım insanlar nasıl yaşıyor Antalya’da deyip Markantalya’ya uğradık. Her AVM’nin karışıklığı, koşuşturmacası ve tüketim çılgınlığı burada da aynen devam ediyor. Uzun zamandır bu hengamenin dışında yaşayınca çok sıkıldık ve attık kendimizi gene eski Antalya sokaklarına. Hala gezdikçe enteresan şeyler görebiliyoruz.
Canımız balık istedi baktık Hadrian kapısı yakınlarında bir balıkçı. Her yer mis gibi balık kokuyor, üstelik insanlar sıraya girmiş kasada, masalarda oturacak yer yok. Birileri kalkıyordu resmen başlarında bekledik, masa boşalır boşalmaz yerleştik. Çok çeşit yok, ama lezzetler gayet güzel, fiyat gayet uygun. Deneyin derim. Eh gecenin sonu malum, ayaklarımıza karasular inmiş bir halde doğru uykuya.
