Dalyan – Tek Arabalık Feribot
19. Gün

Köyceğiz Gölü
Günaydın karabataklar !! Sabah gün doğarken uyanınca göl üstünde küçük gruplar halinde uçan karabataklar günaydın dedi bize.
Bu sefer Halûk’u da ikna ettim ve beraber girdik kaplıcanın havuzuna. Kaplıcanın ılık suyu, sabahın serinliğinde üşüyen bedenlerimizi karıncalandırdı.
Hamamda ses güzel çıkar derlerdi, bir de bu kaplıcanın ekosunu görmelisiniz. Kimseler olmayınca şarkılar söyledik sesimizin yankısını dinledik kahkahalarla. 10 – 15 dk dan fazla kalmayın diyorlar. Ama zaten daha fazla da kalınmıyor. Duşlar dışarıda olduğundan üşümeyelim diye, gene duş almadan, kurulanıp giyindik hemen. Kükürt kokumuz da artık takibi iki kat arttı.
Kaplıcanın bahçesindeki çay bahçesinden izin alıp çaylar onlardan, malzemeler bizden kahvaltımızı yaptık, masmavi göl manzarasında.
Sıra yıllardır göremediğim için çok merak ettiğim kaya mezarlarını görmeye gelmişti.
Hemen hazırlanıp gittik. Ama maalesef sezon bitti diye kapatmışlar. Yan tarafında mezarlık var. Daha yakından görebilir miyiz diye oraya girdik. Ben gene cambazlık yapıp tırmandım duvara, atladım yakından görmeye gittim.
Sonuç; zaten yukarı çıkış yokmuş, yürüyüş yolu alt kenara kadarmış. Neyse çektim resimleri tam geri dönüyorum, yanında köpeğiyle bekçiye yakalandım 🙂
Neyse ki ılımlı biriydi de , hem biraz tarihini anlattı, hem de o duvarı geri tırmanmayayım diye kapıyı açtı. “Mezarların hepsi boş, içlerinde birşey yok zaten” dedi. Bakıversem dedim,olmaz kameralardan görürler dedi. Mezarların en erken yapılanları MÖ.4.yy la tarihleniyormuş, içlerinde define avcıları sayesinde hiçbir şey kalmamış.
Dalyan
Oradan çıkınca yıllardır halkın isteklerine rağmen bir türlü köprü yapılmadığı için, karşıya Dalyan’a bu sevimli tekne (pardon feribot !!) ile geçtik. Fazla söze gerek yok herşey belli. Kesinlikle keyifli bir deneyim ve çok sevimli bir kıyıydı.
Bizimle birlikte motorlarıyla karşıya geçen yabancı çift uzun bir süredir burada yaşayan biri Hollandalı biri Amerikalı iki arkadaştı. Pazar alışverişi için karşıya geçiyorlarmış.
Biri pazar mı dedi ? Pazar !!! Hadi gidelim 🙂 Biraz meyve, biraz domates, salatalık. Stoklar tamamlandı. Ama en önemlisi satıcıları izlemek, o yörenin insanının şivesiyle konuşmalarını, pazarlıklarını dinlemek. Neler sattıklarını görmek. Kısacası mutluluk !!
Dalyanın caretta carettaları da meydanda heykel olmuşlar.Halûk hemen yerini aldı yanlarında.
Buradan bir de İztuzu’na gitmek istedik. Sahildeki paragöz teknecilerden biri bize yolun çok bozuk ve virajlı olduğunu, tekneyle gitmenin daha iyi olacağını, zaten İztuzu’nda hiçbirşey olmadığı için tekneyle diğer tarafa doğru gezi yapmanın daha akıllıca olduğunu söyledi ve bizden de bunun için önce ₺130 istedi sonra ₺80’e düştü.
Teknecinin tarzı bizi deli ettiği için tekne gezisinden vazgeçip madem yol çok bozuk biz de minibusle gideriz dedik. Minibus durağına gidip oradakilere sorunca İztuzu aracının 1 saat önce kalktıgı bir sonrakinin de akşamüstü olduğunu söylediler. Ama aracımızın olduğunu öğrenince yol çok yakın kendiniz gitsenize dediler.
Gerçekten de hiç yokuşsuz, asfalt ve çok güzel bir yoldan gittik İztuzu’na. Tekneciyi de hayırla andık !!!
O güne kadar gördüğüm en güzel plajdı ama sonuncusu değildi.
Denizin muhteşemliği ve denize giren birkaç turiste özenip kasımın 19 u ama bugün denize girilir mi? Ama bak insanlar da giriyor derken mayolarımızı giyip attık kendimizi denize.
Nasıl güzel, nasıl ipek kumlar, tek sorun çocuklar için harika ama belki bizim için biraz fazla sığ olduğundan epeyce yürümek zorunda kaldık denizin içinde, su boyumuza gelene kadar. Ama öyle güzeldi ki kumlar hiç de rahatsız olmadık. Ayrıca bu bir Güneş rekoru!! Bu tarihte hiç denize girmemiştim daha önce.
Epeyce kaldıktan ve bizden başka kimse olmadığından bize kalan duş ve soyunma odalarında tuzumuzdan ve Sultaniye’nin kökürt kokularından arınıp giyindik.
Kafede de çayımızı içip birşeyler atıştırdıktan sonra hadi biraz yürüyelim dedik.
Plaj 4.75 km uzunluğunda biz 250 mt kadar iç kısımdaydık. Biraz ayakkabılarla yürüdükten sonra (100 mt kadar) Ben ayakkabıları çıkardım ve bulduğum bir direğin dibine bıraktım. İşine yarayan olursa alır, olmazsa dönüşte giyerim diyerek.
Biraz daha, hadi azıcık daha, aa bak şu kayaya kadar yürüyelim, aman sonunda gözlem kulesi var oraya da çıkalım derken, Halûk’da benim mızıldamalarıma dayanamadığından 🙂 elbette, sonuna kadar yürüdük. 4,5 km ne olacak demeyin kumda yürümek gerçekten zor oluyor.
Gözlem kulesinden manzara harikaydı. Bilmeyenler için İztuzu aslında Köyceğiz gölünü denize bağlayan Dalyan Boğazının önünde dalga kıran gibi denize uzanan ince uzun bir burun.
E tabi her gidişin bir dönüşü de var. Dönüşte güneş batmadan yetişelim diye biraz hızlı yürümeye çalıştık. Ama Halûk’un ısrarla ayakkabılarını çıkarmaması nedeniyle yumuşak kumlarda bata çıka yürümesi, benim de sert kum diye denizin içinden yürümek için, sağa sola girip çıkımalarım nedeniyle daha zorlu ve yorucu oldu 🙂
Ama güneş batmadan geri dönmeyi başardık. Şezlonglara kurulup dünyanın o gün için bizce en muhteşem gün batımını izledik sadece bize ve birkaç turiste kalmış İztuzu sahilinde.
İztuzu’nda caretta zamanı olmamasına rağmen kurallar gereği gece konaklamamıza izin vermediler, Dalyan’a dönmenin anlamı olmayacağından biz de Dalaman’a gidelim dedik.
Esnaf lokantalarının yemekleri her zaman en lezzetlidir diyerek bir esnaf lokantasına girdik Dalaman’da ve böyle bir yer için en pahalı yemeğimizi yedik.
Dalaman’da gece kalmak için uygun bir yer bulamayınca Sarıgerme’ye gidelim dedik. Sarıgerme tamamen turistik ve büyük tatil köylerinin istilasına uğramış.
Denizi bulabilmek için epeyce dolaştıktan sonra iki büyük otelin arasında bir arabalık bir yol bulmayı başardık. Deniz kıyısına büyük gezinti teknelerini çekmişler ve bu yol da sanırım onun için vardı. Geceyi orada geçirmeye karar verdik.
Ne de olsa otellerin kameraları altında güvenli bir yerdi..
