Göcek ve Turkuazın Her Tonu
20. GÜN

Köy kahvesinde kahvaltı
Sabah güneşli bir güne uyandık. Sahilde sabah yürüyüşümüzü yapıp, yanında uyuduğumuz Hilton Oteli’nin bahçesini keşfedip, karnımız acıkınca da Sarıgerme’ye gidip kahvaltı edelim diye plan yaptık.
Otelin bahçesini gezdik, hatta içine bile girdik ama Sarıgerme’de kahvaltı ne mümkün !! Bildiğin hayalet şehir, yollarda rüzgardan çalılar uçuşuyor. Sanki Western filmlerinin, kötü adamlar gelecek diye herkesin ortadan kaybolduğu, kasabasında dolaşıyoruz. Bir tek düello yapan kovboylar eksik yani.
Bize çay verecek bir kahvehane bile bulamadık. Ekmeğimiz olsa kendimiz kahvaltı edeceğiz onu alacak bir açık bakkal bile yok düşünün artık.
Neyse yola devam ederken Fevziye Köyünde bir kahvehane gördük, tam sevdiğimiz gibi köyün yaşlıları muhabbette. “Burada kendi malzememizle kahvaltı edebilir miyiz?” dedik. Olur diyen kahveci duruma alışkın bir şekilde hemen getirip gazeteyi yaydı masaya 🙂 Zaten kahvaltılıklarımız var, Dalyan’dan domates ve salatalığımızı da almışız, yandaki bakkaldan da taze ekmek aldık. Oldu bitti işte. Kahvaltı öyle güzeldi ki bazılarımız az daha parmaklarını da yiyordu.
Fevziye Köyünden sonra sıradaki durak Göcek oldu. Bu mevsimde bayıldım ben buraya. Önce Göcek sahil keşif yürüyüşü, sonra bir küçük kahve molası. Sonra da bir de marinayı gezelim dedik. Yol üstünde gördüğümüz evler, denize karışan küçük derecik ve marinanın dizaynına kadar Göcek’de her şeye bayıldık.
Hele marina girişinde gördüğümüz villalardan oluşan site muhteşemdi, ilk defa bir yazlığım olsun o da burda olsun dedim . Ama tabi hem burada ev sahibi olmaya para yetmez, hem de canım zaten yazın burası çok kalabalık oluyordur. Yaşanmaz buralarda…. (Buna züürt tesellisi diyorlar galiba 🙂 )
Marina da tam bizim gibi tatilcilere göre. Ama hem saat gece konaklaması için çok erken, hem de zaten arabamızı marinaya almayacaklarını düşündüğümüzden denemedik bile.
Bize gerekli herşey vardı içeride. Gayet güzel bir çamaşırhane, sıcak duşlar, tuvaletler. Bir karavan ya da campervancının arayıp bulamadığı ortam yani.


Ama ben inatla soruyorum ki talep oluşsun belki başlarlar çeşit yapmaya diye.
İnsan gördüğü her kahverengi tabelaya dalar mı? Yok bazıları görmezden gelir ama evet biz dalarız ve o nedenle de harika yerler keşfederiz 🙂
Burası Günlüklü Koyu. Yolda gördük bakalım dedik. Bir sahil yürüyüşü de burada yaptık, içerilere doğru da yürüyorduk ki evlerden birinden çıkan bir kadın yasak !! dedi. Keyfimiz öyle yerindeydi ki tartışıp bozmak istemedik geri döndük.
Dere de yüzen ördekleri seyrettik, sıcacık güneşin keyfini çıkarttık. Çam kokularını içimize çektik.
Sonra Fethiye’ye Halûk’un çook eski bir arkadaşı Çiğdem namı diğer Çitos’u görmeye gittik ve gece muhteşem bir balık ziyafetinden sonra kendimizi ve kıyafetlerimizi temizleyip keyifli bir uyku çektik.
