Göynük Kanyonu
33.GÜN
Kemer’den günaydın ! Sahildeki denize sıfır evimizde dalga seslerine uyandık bu sabah 🙂 Sahilde sabah yürüyüşümüzü yapıp bizim gibi erkenci turistlerle günaydınlaştık. Evet ne yazık ki bu tatil beldelerinde sabah bu saatlerde yürüyüş yapanlar genelde turistler. Tatilde de olsalar alışkanlıklarından vazgeçmiyorlar. Bizim ise yürümemek için hep bir bahanemiz var. (Biz derken bütün yurdum insanından bahsediyorum kendimizle beraber)
Yürüyüşe çıkarken yanımıza cüzdan almamışız ama cebimizde azıcık birşeyler kalmış bir yerlerden. Dolaşırken gördüğümüz bir sabahçı çorbacısı çok cazip göründü ikimize de ama ya paramız yetmezse !! Yahu ucunda ölüm yok ya girdim içeri dedim “cüzdan arabada yanımızda sadece 19 tl var 2 çorbaya yeter mi gidip alıp geleyim mi?” Yeter abla buyrun oturun dedi garson. Zaten bu saatte ilk müşterisi biz olabiliriz 😮 Hava artık serinlemeye başladı buralarda da, sıcacık çorba iyi geldi.
Karnımız doyunca zaten dükkanlar kapalı daha birşey alma şansımız yok, o nedenle cüzdan için arabaya gitmeye de gerek yok deyip Kemer sokaklarında dolaştık biraz da. Deniz kızının sesine kapılan her balıkçı gibi, Halûk’da yanaştı hemen bu güzelin yanına. Eh bana da anı ölümsüzleştirmek düştü tabi.
Dönüşte marinayı gördük. Denize karşı bir kahve güzel olurdu ama bunun için önce arabayı ziyaret etmek lazım ! Kahve için Mc Donalds saçma bir tercih olabilir onca güzel dükkan arasından ama, kahve bahane Mc Donalds’ın üst katında manzara şahane..
Çok alakasız bir fotoğraf olacak burada ama, Kemer girişinde gördüğümüz, konteynerlardan yapılmış bu binaya bayıldık biz. İş yeri olarak kullanılmak üzere tasarlanmış. Çok pratik ve yerleştirilmeleri ve renkleriyle lego gibi. Çok güzel değil mi? Neyse bu da burada dursun işte belki lazım olur.
Göynük Kanyonu adını duymuştuk, açıksa gidip bir bakalım, biraz da orada yürüyüş yapalım çok hamladık !! bu aralar dedik.
İyi fikirmiş. Aslında Antalya ve çevresini bu mevsimde gezmek genel olarak harika fikir. Belki bir ay daha erken olabilirdi. Hele bizim gibi kalabalık sevmeyenler için ideal zamanlama. Bir ay önce olsa denize de girilebilirdi. Bir de bazı yerlerin kapalı olması kötü oluyor tabi. Ama yaz sıcağında gelip o kalabalıkta, itiş kakış kuyruklarda bekleyip, doğanın sesleri yerine bağırış çağırış arasında gezmekten çok çok daha iyi kesinlikle.
Göynük Kanyonu, Likya yürüyüş yoluna dahil bir parkur. Yaklaşık 4.5 km yürüyüş yolu, bu yol üstünde harika doğa oluşumları, trekking parkurları, şelaleler ve bir de tesis var. Kanyon üstünde adrenalin isteyenler için zip line da kurmuşlar. Otoparkta bizi bu tavşancık karşıladı. Ona biraz fıstık verdik ama çok da sevmedi galiba. Biz de belki başka seven buluruz diye fıstıklarımızı yanımıza aldık.
Dağ tepe yürüme ihtimaline karşı batonlarımızı da almayı unutmadık, ki iyi yapmışız rampa çıkarken yürüyüşü çok kolaylaştırıyor.
Yolda yürürken bir kayaya çakılmış böyle bir halka ve üzerinde de bu kalpli kilidi gördük. Ne olduğunu bilen var mı? Soracak kimse bulamadık. Bu arada biz oradayken kalan kimseyi göremedik ama kanyon kampçıların da sevdiği bir yermiş.
Kanyon dibinden akan dereyi isterseniz taşların üstünden hoplaya zıplaya, isterseniz bu köprüden aksiyonla geçebilirsiniz. Aslında çok da eğlenceli, bir tarafında tutunma yeri de yapmamışlar, sallanarak geçiliyor.
Yolda işi bilen bir çifte rastladık. Termoslarını ve iki bardaklarını almış, bir piknik masasına yerleşmiş manzaranın tadını çıkarıyorlardı. Bize de yoldaki çeşmenin buz gibi suları düştü ancak. Hava kararmadan dönebileceğimiz en ileri noktaya kadar tırmanıp sincaplar için getirdiğimiz fıstıklardan yedik. Karnımız çok acıkmıştı çünkü.
Enteresan kaya oluşumlarını inceledik. Yorumlar yaptık nasıl oluşabilecekleri konusunda olmayan bilgimizle 🙂 Kesinlikle çok güzel bir yürüyüş rotasıydı.
Yanımızdan omuzlarında çocuklarıyla kim bilir ne kadar tepelere kadar çıkmış ama, hiç bir yorgunluk belirtisi olmadan hoplaya zıplaya inen bir turist çift geçince hayranlığımızı gizleyemedik.
Günümüzün neredeyse tamamını kanyonda geçirdik. Yiyecek içecek sokmak yasaktır yazısını dikkate almayıp yanımızda birşeyler götürsek daha rahat edermişiz. Acıktık, susadık. neyse ki tepede bir çeşme bulduk. Aslında bir tesis var ama kapalıydı.
Kanyon içinden yürüyüş yolları başka bölgelere doğru devam ediyor ama çok kayalık ve taşlı yollar. Etrafta hiç kimse olmayınca, ayrıca hava da kararmaya başladığından cesaret edemedik. Kanyonla vedalaşıp Beldibi’ne çevirdik arabamızın yönünü. Beldibi Mağarasındaki tarih öncesi insanlara ait duvar resimlerini görmeyi çok istiyordum. Ama ilginç ki hiç kimse bilmiyordu mağaranın yerini. Aradık sorduk Tünel girişi diyorlar yok. Baktık olacak gibi değil bir yerden alışveriş yapıp sahilde yemeğimizi yedik. Halûk burada kalalım dese de ben çok ıssız olduğu için etraf biraz korktum. Korkacak birşey olmadığı konusundaki ısrarlar da fayda etmeyince yol üstünde bir benzinliğe çektik ve uyuduk. Ne yapalım bugün de kuş sesleriyle uyanmayalım ama güvende olalım.
