Datça’ya doğru…
9. GÜN

Sonunda Çıktık tekrar yola. Fazla vedalaşmadık çünkü Datça yarımadasını gezip bitirince tekrar Marmaris’e uğrayacağız.
Eliz’e söz verdik !! Ona kalsa ” Bahara kadar burada kalın hala noooolur !!” laflarıyla bizi bir yere bırakma niyeti yoktu.
Yolda ilk durak Aktur.
Burası aslında bir site. Ama nasıl güzel, düzenli, ormanın içinde, doğayla bütünleşmiş bir site. Üstelik çok da büyük. İçinde pazar bile kuruluyor, marketi, bakkalı herşeyi var.
Tabi bu güzelliğin bedeli olarak fiyatlar almış başını gitmiş. Apartman daireleri en küçüğü ve en üst kat olanlara 370.000 dediler, müstakil olanlarsa 1.200.000 tl den başlayan fiyatlarda. Onlar da küçük. Yazlık için inanılmaz fiyatlar. Kalmak istesen kirada oturmak çok daha mantıklı.
Aktur gerçekten ev almak isteyebileceğimiz nadir yerlerden biri ama ona da güç yetmez. Çünkü burada evin olacaksa minik bir de bahçen olmalı. Yaz kış oturulmalı.
İki tane incecik kumlu koy var içinde. Bu iki koy arasında da bir tepecik ve yarımada. Tepenin üstüne de merdivenle çıkış yapıp, buranın kurucusu adına bir anıt yapmış site sakinleri. Oradan manzara harika, en üstteki panoramik görüntü oradan.
Aktur’da o kadar çok oyalandık ki oradan doğru Datça’ya gittik yol üstündeki diğer yerleri dönüşte gezmeye karar vererek.
Datçaya gidip badem kahvesinin tadına bakmadan gelmek olmaz. Bademi taze taze kavuruyorlar, Daha kahve gelmeden kokusu sarıyor içimizi.
Sonra tam yapılışını görmemekle birlikte lezzetinden anladığımız, biraz dövüp ufaltıyorlar ama un gibi olmuyor ve bol köpürtülmüş sütün içine karıştırıp, bal, karamel ve çikolatayla süslüyorlar. Ortaya bu harika görüntü ve lezzet çıkıyor. 
Akşam yemeğimizi hafif geçiştirelim dedik sahilin en ucunda, sahil güvenliğin dibinde bir kafede yedik. İnternet de vardı bilgisayarımızı kurup filmimizi seyrettik yıldızların altında.
Tam arabamıza uyumaya girmiştik ki inanılmaz bir yağmur ve fırtına başladı. Sadece saniyelerle kurtulmuşuz ıslanmaktan. Marmaris’de de aynı şekilde olunca bizi arayıp sorma ihtiyacı bile duydular o derece kötüydü.
Bu bizim araç içinde ilk yağmur deneyimimizdi. Hiç evde olduğu gibi olmuyor, yağmurun bütün patırtısını hissedip, şiddetli rüzgarla sallanıyorsunuz. Ama bir süre sonra ninni gibi geliyor, mışıl mışıl uyuyorsunuz. İyi geceler !
